|
Ağustos 2004 sonlarına denk gelen sıcak bir akşamüstünde Tarih, Kültür, Felsefe Çalışma Topluluğu'nun toplantısında doğdu 'Okuma Topluluğu'... İncir Parkı içindeki Nilüfer Yerel Gündem 21 binasının bahçesinde gerçekleşen sohbet sırasında, kitap okuyup okunan kitap üstüne tartışmak düşüncesi ortaya atıldı ve her ayın son salı gecesi toplanılması kararlaştırıldı. Seçilen ilk kitap Yaşar Kemal'in "Bir Ada Hikâyesi" adlı nehir romanının ilk kitabı olan Fırat Suyu Kan Akıyor Baksana oldu. (Diğerleri Karıncanın Su İçtiği, Tanyerinin Horozları.)
Amaç, kitabı okuyup üzerine konuşmak, farklı bakış açılarından kitabı bir daha değerlendirmekti. Buna ilk toplantıda bilgilenme de eklendi; böylece giderek kartopu gibi yuvarlandıkça büyüyen bir çalışma ortaya çıktı. Okuma Topluluğu'na katılan herkes araştırmaya, düşünmeye ve bulgularını toplulukla paylaşmaya başladı.
Mehmet Eroğlu'nun Kusma Kulübü, Leyla Erbil'in Cüce, Bilge Karasu'nun Gece adlı romanları okundu ve tartışıldı. Bu okumalar, okunanlar üzerine konuşmalar ve tartışmalar yeni gereksinimleri doğurdu. Neden, okuduğumuz kitabı yazarının da bulunduğu bir ortamda konuşmayalım, tartışmayalım, diye soruldu ve yazarları da okuma uğraşına katma isteği öne çıktı.
Bu karar doğrultusunda "Okur-Yazar Buluşmaları" doğdu. Sırasıyla Kemal Selçuk'un Ay Aşkları, Hakan Akdoğan'ın Gölge Yaşatan, Ahmet Ümit'in Patasana adlı romanları okundu ve yazarlarının da katıldığı toplantılar düzenlendi.
Ardından Cemil Kavukçu'nun Suda Bulanık Oyunlar'ını, Nazlı Eray'ın Beyoğlu'nda Gezersin'ini, Buket Uzuner'in Uzun Beyaz Bulut Gelibolu'sunu okuduk ve tartıştık. Cemil Kavukçu, işlerinin yoğunluğundan; Nazlı Eray'sa anlamlandıramadığımız birtakım gerek-çesizliklerden toplantılarımıza katılamadılar.
Okur-Yazar Buluşmaları, yeni okurlarla buluşmamızı da sağladı. Ama bir sakıncayı da beraberinde getirdi. Aşırı ilgi, biz okurlarla aramızdaki iletişimi aksattı, toplantılarımız yazar odaklı olmaya başladı. Bu da yeni kararlar almamıza neden oldu. Bundan böyle Okuma Topluluğu toplantısına yazar katılacaksa, topluluğumuz bir hafta önceden kendi arasında okunan kitabı değerlendirecek; yazarla birlikte yapılacak toplantıya donanımlı olarak çıkılacak.
Biz bu deneyimleri yaşarken ve yeni yöntemler belirlemeye çalışırken yaz sıcakları kendini duyurmaya başladı. Sıcaklarla birlikte içimizde kıpır kıpır tatil özlemi kendini duyurmaya başladı. Bunun üzerine bir süre dinlenme kararı aldık. Doğaldır ki, bu süreç boş geçirilmeyecekti. Hem gelecek için planlar yapılacak hem de çağdaş Türk romanının olmazsa olmazlar arasında sayılan Oğuz Atay'ın Tutunamayanlar'ı okunacaktı.
Böylece "Okuma Topluluğu"muz 2005 Eylül'ünün son salı akşamı (27 Eylül 2005) saat 19.30'ta tekrar buluşmak ve Tutunamayanlar'ı konuşmak üzere 2005 bahar-yaz dönemini sona erdirdi. |